Rodos planı yaparken “Acaba 5 gün çok mu?” diye düşünebilirsiniz ama size net bir cevap vereyim: Asla yetmiyor! Marmaris’ten feribotla başlayan, rüzgarla boğuştuğumuz ama en çok da keyif aldığımız Rodos maceramızı sizin için yazıya döktüm. İşte Rodos’ta gezilecek yerler, yeme-içme notları ve başımıza gelenler!
1. Giriş ve Kapı Vizesi Heyecanı
Adaya ayak basar basmaz ilk işimiz pasaport kontrolüydü. İnanılmaz bir kalabalık sıraya girdik ve “kesin en sonda kaldık” diye üzülürken, bir görevlinin “Kapı Vizesi!” diye bağırmasıyla şok olduk. Meğer o kalabalıkta kapı vizesi bekleyen sadece bizmişiz! Yani kapı vizesiyle gidiyorsanız, bazen şans yüzünüze gülebiliyor. (Samos’ta kapı vizesi kuyruğu inanılmaz kalabalıktı mesela)

2. Konaklama ve Olmazsa Olmaz Market Alışverişi
Arabamızı kiralayıp evimize geçtik. Ev sahibimiz bize tatlı bir “hoş geldin” sepeti hazırlamıştı. İlk günün yorgunluğuyla kendimizi hemen Jumbo ve Lidl‘a attık. Aslında amacımız airBNB’mize yiyecek alışverişi yapmaktı ama Jumbo’yu görünce dayanamadık!
- Jumbo: Burası tam bir derya deniz. Ledli tripodlardan Lego karakterlerine kadar ne ararsan var.
- Lidl: Özellikle “Bakery” (fırın) kısmına bayıldık! Rodos’ta market alışverişi yapacaksanız burası hem uygun hem de çeşit bol.
3. Lindos Yolu ve Meryem Ana Mucizesi
İkinci gün rotamızı meşhur Lindos‘a çevirdik. Merkezden yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Yolda tesadüfen gördüğümüz Panagia Tsambika Manastırı (Mucize Yaratan Meryem Ana) bizi çok etkiledi. Burası çocuk sahibi olmak isteyen kadınların adaklar adadığı, dileklerinin gerçekleştiğine inanılan çok mistik bir yer.
Ve Lindos… Kartpostallardan fırlamış gibi! Bembeyaz evler, daracık sokaklar ve her yerde karşınıza çıkan o meşhur eşekler… Sokaklar o kadar estetik ki, yürürken kendinizi bir sanat eserinin içinde hissediyorsunuz.
Deniz Molası: Lindos’ta ve hemen yakınındaki St. Paul’s Bay’de denize girdik. St. Paul’s koyu biraz kayalık olduğu için girerken minik bir panik atak yaşasam da suyu ve manzarası muazzamdı.
4. Tarih Kokan Sokaklar: Old Town (Eski Şehir)
Rodos’un kalbi kesinlikle Old Town. Sur kapısından içeri adım attığınız anda sanki bir zaman tüneline giriyorsunuz.
- Şövalyeler Caddesi: Yürürken kendinizi Game of Thrones setinde hissetmeniz garanti!
- Süleymaniye Camii ve Türk Kütüphanesi: Osmanlı döneminden kalan bu yapılar şehrin çok kültürlü dokusunu hissettiriyor.
- Burg Meryem Kilisesi: İkinci Dünya Savaşı’nda bombalanmış, geriye sadece üç büyük gotik kemeri kalmış. Yine de o kadar heybetli ki saygı duruşunda bulunmak istiyorsunuz.
5. Mandraki Limanı ve Rodos Heykeli Efsanesi
Liman girişinde bir zamanlar Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan devasa Rodos Heykeli (Helios) varmış. Heykel depremle yıkılmış olsa da, şu an onun ayaklarının olduğu düşünülen yerde Rodos’un simgesi olan iki geyik heykeli (Elafos ve Elafina) nöbet tutuyor.

6. Yeme – İçme Notlarım (Dürüst Yorumlar)
Gelelim en sevdiğim kısma! Rodos’ta aç kalmak imkansız ama doğru yeri bulmak önemli.
- Yunan Böreği (Bougatsa): Laz böreğine benziyor – içi muhallebi dolu. Yanında da susamlı simit… Kahvaltı için harika.
- Amalfi Coast: Deniz ürünlü makarnası meşhur, ben bayıldım!
- Ronda: Sosyal medyada çok popüler. Ortam çok “fancy” ama porsiyonlar biraz “gurme” (yani küçük). Doymayınca üstüne McDonald’s gömdük, yalan yok.
- Son Akşam Yemeği: TripAdvisor’dan bulduğumuz İtalyan restoranı ise kapanışı muhteşem yaptı, yediğimiz en iyi yemekti.
Rodos İçin Küçük İpuçları
- Benzin: Dikkat! Benzinlikler belli bir saatten sonra kapanıyor, self-servis sistemine geçiyor. Yunanca makineyle bakışmak istemiyorsanız deponuzu gündüzden doldurun.
- Sephora: Makyaj tutkunları için bir cennet, biz iki kere gittik!
Rodos; tarihiyle, deniziyle ve lezzetleriyle bizi kendine hayran bıraktı. Videomda tüm detayları izleyebilirsiniz, kanalıma abone olmayı unutmayın!
YouTube Linki: Vlogu İzlemek İçin Tıkla
