Supplementlere ilk şişman girişim

Reklam değil, kendi rızamla, bile isteye girdim. Bi bilene sormak istedim.
Müşteriler; ben ve body builder beyler…
Kenarda durup, benim işime ne yarar diye bakıp oyalanırken beyler alışverişini yaptı, muhabbetini etti ve gitti.
My turn şekerim! Mağazada çalışan çocuk çok yardımcı oldu ama alışılmış kalıpların dışında hissettim. Oraya ait olmak için bazı sixpackler eksik, bazı yağlar fazla? Belki kilo uyumlu ama yağ/kas oranı nanay… Bütün sempatikliğimi takınarak “Ya, kendimi buraya ait hissetmiyorum ama protein almam lazım” dedim, kendi kalbimi kırarak…
-Ya olur mu öyle şey l-karnitin olan bu ürün var – yürüyüş ya da spor yapıyorsanız harikadır. dedi, çok güler yüzlü çok sıcak bir yerden, hangisinin tadını seveceğimi falan konuştuk ve çıktım.
Eee Şevocum? Dediğiniz yerde devreye şöyle girmek isterim;

Kafamızın içinde bir zorba yaşıyor.

Bizimle sürekli uğraşıyor. Birileri adına kendimizi zorbalıyoruz ve belki -sadece belki- onlar da öyle düşüyor (karşımızda her kim varsa) ama belki de beynimizin içindeki zorbadan daha kibar ve zarif / centilmen birileri var. İçimdeki zorba, hemcinslerime karşı hiç öyle değil, biliyor musunuz? Kendinizi kısa, uzun, kilolu, zayıf görüyor olabilirsiniz ama karşıma geçtinizde hepinizde eşsiz mükemmel parçalar görüyorum. Kendime karşı hiç öyle değilmişim.
Pandemide başlayan kilo alma ve -fark etmeme- serüvenim (evet hiç kilo almayıp, nasıl fark edilmediğini anlamayan dostlarım için belirtmek isterim hakikaten fark edilmiyor) şu şekilde ilerledi; üzgün oldukça gece olmasını, herkesin yatıp uyumasını ve binge eating ve TLC / Netflix arasında gezmeyi bekledim. Dışarıda birisiyle buluştuktan sonra ayrılacağım ve benim kendimle baş başa tatlı / fast food date yapacağım zamanı bekledim. Her şeyden kaçış için harika bir reçete gibi geliyordu ve Medium’dan Large’e geçmek “Olabilir” bir şeydi. Biraz dikkat eder düşerdim, nedir ki… Large’dan xLarge’a geçişim de ‘bence’ o kadar göze batmıyordu. Kafamın içindeki zorbayla o dönemler tanıştım. Hep bir yerlerdeydi de fiziksel konularda ilk kez konuşmaya başladı.

Size herhangi bir body shaming ya da sağlık önerisinde bulunmayacağım. Kafamın içindeki zorbaya karşı ilk adımımı anlatacağım. Bir gün, baya yıllar sonra bir gün gerçekten karar verdim. Ne değişti bilmiyorum. Artık diyet ya da sağlıklı beslenmek adı her neyse onu yapacaktım ve insanların ne düşündüğünü dert etmeden kiloluyken salata söyleyecek, protein tozu alacak, havalı spor kıyafetleri giyecek ve hatta kiloluyken yakışmayacağına ikna olduğum o etek ve elbiseleri tekrar giymeye başlayacaktım. 6,5 kilo verdim. Sonra doğum günüm geldi. Durdum. O pastaları yiyecek, o canım dostumla planladığımız şarap evine gidecek ve epeydir beklediğim Wicked 2’de kocaman bir mısır gömecektim. Böylece psikolojimi yormadan devam etme hakkım olacaktı. Gerçekten de oldu. Bunların vicdan azabını hiç çekmeden, birden tekrar dengeli beslendiğim düzene döndüm. Hiç zor olmadı çünkü bir şeye ihanet etmemiştim; kendime izin vermiştim ve o kadar… Hala xLarge’ım canlarım. Hedef Medium ama asla birden kilo vermek değil… Yavaş yavaş, sağlıkla, tadına vararak… Serüvenime dahil olursanız sevinirim!